‘Cannes’da Kırmızı Halının Keyfini Çıkardım’

Tür : Söyleşi Tarih : 7 Haz 2015, Pa 18:46 3925 Görüntülenme 0 Yorum
etiketler :
68. Cannes Film Festivali, bir haftadır pek çok yıldızı ağırlıyor. Fahriye Evcen ilk kez Cannes’da kırmızı halıda yürüyen L’Oreal Paris marka elçilerinden biriydi. Evcen’in kırmızı halı heyecanında yanındaydık.

Cannes, baharın en güneşli ve sıcak günlerinden birini yaşıyor. Martinez Hotel her zamanki gibi film festivalinin yıldızlarını ağırlıyor. Alt katların koridorlarında yıldızlar, odadan odaya röportaj ve çekimler için; asistanlarsa ellerinde kostümler, provalar için koşuşturuyor. Akşama kırmızı halıda yürüyecek isimlerden biri de L’Oreal Paris güzellik elçilerinden biri olan Fahriye Evcen (29). O da giyinmiş, makyajı yapılmış, koridorun öteki uçundaki çekime yetişmeye çalışıyor. Sakin görünmeye çalışıyor ama heyecanlı belli… Öğle yemeğinde heyecanlandığını hatta bunu doyasıya yaşamak istediğini söyledi. Evet, yaşadı, kırmızı halı öncesi kokteylde de çok heyecanlıydı... Kırmızı halının ardından yaşadıklarını anlattı...

İlk kez kırmızı halıda yürüdün. Öncesinde çok heyecanlı görünüyordun, nasıldı?

Daha önce Çalıkuşu dizisi için Mipcom’a geldiğimde bir parça bu heyecanı hissetmiştim. Burada çok güzel bir etkinliğimiz olmuştu. Ancak kırmızı halı çok başka bir şey, inanılmaz bir heyecan. Burası çok özel bir şehir. L’Oreal Paris’in güzellik elçisi olarak Cannes kırmızı halısında yürüdüğümde hayatımda ilk defa şunu hissettim: Heyecan duygunu bir şekilde kontrol altına alabilirsin, bir şekilde bastırabilirsin ama bu öyle bir şey değildi. Hissettiğim en güçlü duyguydu ve o çok büyük heyecanı kontrol etmek de istemedim. Onu yaşamak gerekiyordu ve yaşadım. Onun tamamen keyfini ve tadını çıkardım. Ayrıca ünlü yıldızların katıldığı ve dünya trendlerini yönlendiren, bu yüzden de basının mercek altına aldığı bu kadar büyük bir organizasyonda, kırmızı halıda L’Oreal Paris’in güzellik elçisi olarak ülkemizi temsil etmek de benim için gurur vericiydi.

Büyük de bir hazırlık gerektiriyor. Ben de elbiseydi, saçtı, makyajdı derken birkaç saat harcadım. Seni düşünemiyorum. Haftalar öncesinden başlamışsındır.

Aslında öncesinde mental olarak hazırlanmaya başlıyorsun ama uçaktan indiğin andan itibaren bir süreç başlıyor. Önce kostüm seçiyorsun. Daha sonra stylingi oturtacak bir ekip geliyor. Nasıl makyaj ve saç yapılacağına karar veriliyor. İlk gün sadece bunlarla uğraştım. Ertesi sabah 6 buçuk gibi uyandım ve uyandığım gibi maraton başladı. Böyle bir maraton yok. L’Oreal Paris’in global uzmanlarından saç uzmanı Stephane Lancien ve makyaj uzmanı Karim Rahman saçlarımı tasarladı. Kıyafetim ise Tom Ford imzalıydı. İlk defa böyle bir şey yaşadım. Yani uyandığım saniyeden kırmızı halıya kadar neredeyse bir saniye dinlenmeden, sadece sizle bir yemek yedik.

‘8-9 SAATTE DÜNYA KADAR İŞ HALLETTİK’

Yemekte keyfin yerindeydi, yorgun da görünmüyordun…

Bana o kadar iyi geldi ki o yemek. Sabahtan akşama kadar bir saniye durmadan hazırlanıyorsun ve çekimler yapılıyor. Ancak o 8-9 saatte dünya kadar iş hallettik. O kadar koşturduk.

Mükemmel bir organizasyon var burada ve program hiç şaşmıyor.

Birçok isim var. Her gün 7-8 yıldız kırmızı halıya çıkıyor ve bu yıldızlar kusursuz bir şekilde hazırlanmak zorunda. O yüzden çok dakikler. Hiçbir aksaklık yaşanmasına fırsat vermiyorlar. Tıkır tıkır işleyen bir süreç var ama kırmızı halı bittikten sonra yorulduğumu hissettim. “Çok yorulmuşum” dedim. Heyecan ve oradaki adrenalin insanı aslında hissettiğinden daha fazla yoruyor.