Ensemde Bir Kılıçla Yaşıyorum

Tür : Röportaj Tarih : 30 Ağu 2015, Pa 15:06 3761 Görüntülenme 0 Yorum
etiketler :
Yıllardır tartışılan evlilik programlarının bir numarası Esra Erol, yarın eski kanalı ATV’de seyircilerine yeniden ‘Merhaba’ diyecek. Türkiye’de televizyon kanalı çok, ama gündüz kuşağında yaptıkları canlı yayınlarla iyi reyting alan iki TV yıldızı var; Müge Anlı ve Esra Erol.

Bu yayın dönemine böyle bir avantajla başlayacak ATV’nin gündüz kuşağı yıldızlarından Esra Erol’la buluşup, evlilik programlarını, ekran macerasını ve hamileliğini konuştuk.

Şimdiye kadar kaç kişiyi evlendirdiniz? Bunlardan kaçının evliliği sürüyor? Kaç çift boşandı?

Şimdiye kadar 320 çifti evlendirdik, ama artık 10 aylık yayın süresince 20 - 25 çifti evlendiriyoruz. Sayıyı biraz azalttık. Çünkü ne kadar çok evlilik olursa o kadar çok sıkıntı oluyor. Tanışıyor, aşık oluyor, evleniyorlar. Aşkları bitince evlilikleri de bitiyor. O yüzden acele etmeyin, 3 - 4 ay flört - nişanlılık süreci yaşayın ondan sonra kesin kararınızı verin diyoruz.

Aslında gerçek anlamda evlilik programı yapmaya 2010’da başladım. Diğerleri stajdı. İlk zamanlar sadece televizyon programı yapıyorsun. Gittikçe yaptığın işi idrak ediyorsun, bilincine varıyorsun. Programdaki evlilik yaş ortalaması düştü. 25 - 35 yaş grubu çok daha sağlıklı, uzun ömürlü evlilikler yapıyor. Evlenenlerin boşanma oranı ise yüzde 19.

‘Şikâyetler yönümü belirledi’

RTÜK’e en çok şikâyet edilen işlerden biri de evlilik programları. Bu nedenle kendinizi hiç diken üstünde hissettiğiniz oluyor mu?

Olmaz olur mu? Sürekli ensede bir kılıç var…  Onunla yaşıyorum. Ama o şikâyetleri gerçekten önemsiyorum. Onlar benim yolumu belirledi ve bugün geldiğim noktayı sağladı. Programcılık anlamında beni eğitiyor.

Ekrana çıkınca o gücün etkisiyle şuursuzluk yaşıyorsun. O güç seni şöyle bir sersem ediyor. Yaptığım işin zorluğu beni daha korkak hale getirdi.

Evlilik programlarının bu denli eleştirilmesine karşın insanların bu programlara başvurmaya devam etmesini nasıl açıklıyorsunuz?

Kendi adıma konuşmam gerekirse; bizde gerçek anlamda karakterler ve hikâyeler var. Onların talipleriyle ilişkileri ya da evliliğe giden süreçlerini hep arkası yarın gibi ekrana taşıyoruz. Bu da bağımlılık yapıyor. Sokaktan aldığım tepki bu.

Benim bu konuda en övündüğüm şey bu. Sahte iş yapamam, sahte dostluk da kuramam. Bana gerçek insanlar, gerçek hikâyeler lazım.

Hatta şunu da tavsiye ediyorum adaylara. Diğer programlara gidenler lütfen bize gelmesinler. Çünkü bu durum işi bir süre sonra yapaylaştırıyor, sahteleştiriyor.

Çok uzun süre evlilik programlarına katılmış biri söz konusu ve ekran müdavimi biri olunca profesyonel gelin adayı gibi davranıyor. Çok çekingen biri, kabak çiçeği gibi açılabiliyor ve içindeki gerçek kişi ortaya çıkıyor. Küstah, ukala biri büyük bir özgüvenle geliyor ve içinden bambaşka biri çıkıyor. Benim işim biraz kalplerle aslında. Görüneni değil, içindekini ortaya çıkarmayı seviyorum.