L.X.Polastron:'Hristiyanlık Açık Ara Kundaklama Şampiyonudur'

Tür : Röportaj Tarih : 6 Haz 2015, Ct 13:07 3432 Görüntülenme 0 Yorum
etiketler :
Akademisyen Lucien X. Polastron’la kitap yakmanın tarihiyle ilgili bir röportaj yaptık. Konuştuklarımız arasında Nazilerin organize kitap yok etme faaliyetleri de var, IŞİD’in gelişigüzel kütüphane talanları da... Yazara göre uzun vadede “us fakirleşmesi”ne yol açacak dijitalleşme süreci bile ufuktaki tehlikelerden.

Akademisyen Lucien X. Polastron, Everest Yayınları’ndan çıkan “Kitap Yakmanın Tarihi”nde bir kitapseverin en büyük kâbusunu anlatıyor ve kitapların, kimi zaman da koca koca kütüphanelerin insanın küçük hırsları uğruna barbarca yok edilmesinden bahsediyor. “Herkes gibi ben de İskenderiye ya da Qin Shiuang Di kütüphanelerinin hikâyelerini biliyordum. Derken kâğıdın evrensel tarihi hakkında çalışmaya başladım ve farklı coğrafyalar ve dönemlerde gerçekleşen muazzam sayıda kitap katli vakasıyla karşılaştım” diyor. Söz konusu vakaların çokluğu karşısında da elimizdeki kitabı yazmaya kesin olarak karar veren Polastron’la “kitap yakmak” denen bu büyük insanlık suçunu konuştuk.

“Okumanın Tarihi”ni yazan ünlü edebiyatçı Alberto Manguel’le bir röportaj yapmıştım. Bir toplumun yazmadan var olabileceğini ama hiçbir toplumun okumadan varlığını sürdüremeyeceğini, bu yüzden de okumanın yazmaktan önce geldiğini söylemişti. Katılır mısınız?

Edebiyatın var olduğu ama yazmanın var olmadığı zamanlar vardı, yani insanlar hikâyeleri okumuyor, dinliyordu. Bu durumda okumanın da şart olmadığını söyleyebilirsiniz. Öte yandan düşünceleri ve hayalleri yaratacak kimse olmadığında, geriye hiçbir şey kalmaz. Öyle bir toplum var olabilir belki ama biz onu basitçe “barbar” diye nitelendiririz.

Tarihin bilinen ilk kütüphanesi olan efsanevi İskenderiye Kütüphanesi tam üç kez yakıldı. Bu şekilde sayısız önemli eser yok oldu. Orada tam olarak ne oldu, bu muazzam kütüphane niçin ve kim tarafından yok edildi?

O kütüphanenin yok edilişi neredeyse fantastik bir hikâyedir ve yaklaşık 1000 yıl sürmüştür. Birden fazla vaka söz konusudur, eski Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın rızasıyla Roma’daki kütüphane için kitap çalan Jül Sezar’ın neden olduğu o fazlasıyla nam salmış yangın gibi… İmparatorlar ve papazlar yüzünden gerçekleşen sayısız kitap yakma vakası da kaydedilmiştir. Tabii enerji kaynaklarının yokluğu ve fiziksel çürüme de kitapların yok olmalarında büyük rol oynamıştır. Arapların hamamlarını kitap yakarak ısıttıkları o ünlü hikâyeye gelince; o sadece katıksız bir fantezidir.

Neden kütüphanelere ihtiyacımız var diye sorsam cevabınız ne olur?

Gidip oradan kitap almasak bile yakınımızda bir kütüphanenin var olduğunu bilmek yaşamamıza yardımcı olur. Başka bir deyişle cennete inanmak, şu saçma hayatın acılarını hafifletir.

Kitapların birer bilgi kaynağı olduğunu düşünürsek, Cennet Bahçesi’nde yetişen ve meyveleri insanoğluna yasaklanan Bilgi Ağacı geliyor aklıma. Bu anlamda kitap yakmak da bilgiyi insanoğluna yasaklamanın bir çeşidi değil midir?

Korkunç ama öyle! Gerçekleri bilmek insanı kölelikten kurtarır, bu yüden de dünyaya hâkim olmak isteyenlerde şiddetli bir tepkiye yol açabilir. İnsanlığın özgürleşmesine yardım ettiği için cezalandırılan Prometheus’u unutmayalım.